
Birleşik Krallık, Türkiye’den yurt dışına çıkan öğrenciler için Almanya ve ABD’den sonra üçüncü en büyük ülke. Bu yazıda HESA’nın (Yükseköğretim İstatistik Ajansı) 2024/25 verilerine göre Türkiye adresli öğrencilerin bölgesel ve kurumsal tercihlerini inceleyeceğiz. Öğrenci sayılarının dağılımını inceledikten sonra sayıların ne anlama geldiğini analiz edeceğiz.
Bu Veri Tam Olarak Neyi Ölçüyor?
HESA, Birleşik Krallık’taki tüm yükseköğretim kurumları için resmi istatistikleri toplayan kurum. Önemli bir terminoloji notu var: HESA uluslararası öğrencileri vatandaşlıklarına göre değil, kuruma ilk kaydoldukları sıradaki daimî adreslerine göre sınıflandırıyor. Yani “Türkiye adresli öğrenci” demek illa Türk vatandaşı demek değil; Türkiye’de ikamet ederken İngiltere’ye eğitim için gelen herkes bu tanıma giriyor.
2024/25 yılında Türkiye adresli toplam öğrenci sayısı yaklaşık 7,165. Bunun 205’i kısmî zamanlı (part-time) olsa da, tam zamanlı öğrenci olarak değerlendirmenin içine alınmıştır.
Bölgesel Tablo: Londra en popüler
İlk büyük bulgu basit ama çarpıcı: Türkiye adresli öğrencilerin neredeyse yarısı tek bir şehirde toplanmış durumda.
Londra tek başına %43,5’lik bir paya sahipken, Londra’ya en yakın bölge olan Güney Doğu (%12) ve Güney Batı’yı (%10) eklediğinizde, Türk öğrencilerin üçte ikisi Londra ve çevresi Brighton’a yoğunlaşmış durumda. İskoçya, Galler ve Kuzey İrlanda üçlüsü birlikte ancak %7’ye ulaşıyor.
Londra Tercihi: Dinamikler ve Gerçekler
Bu durumu açıklayan birçok neden sayılabilir. Londra, üniversite yoğunluğunun en yüksek olduğu şehirlerden biri. Aynı şekilde University College London, King’s College London, London School of Economics, Imperial College London ve Queen Mary University of London gibi prestijli kurumların önemli bir kısmı da Londra’da yer alıyor. Buna ek olarak, Londra’nın finans, hukuk, yaratıcı sektörler ve teknoloji alanlarında sunduğu güçlü kariyer ekosistemi de önemli bir çekim unsuru. Akademi ve kariyer dışında ise Türkiye’den büyük şehirlerden gelen öğrenciler için benzer metropol yaşamını sunan belki de tek şehir Londra’dır.
Bu talep, danışmanlık verdiğimiz ailelerde de sıklıkla karşımıza çıkmakta. Bazen belirli okulların popülerliği ya da tanıdık birinin orada eğitim alması gibi nedenlerle Londra odaklı tercihler yapılabilmektedir. Londra, güçlü akademik ve sanat okullarıyla bizim de sıkça yerleştirme yaptığımız bir şehir olmakla birlikte, bazı önemli noktalara dikkat çekmek isteriz.
Londra, birçok üniversitenin akademik ortamına erişim imkânı sunar; öğrenciler kendi üniversiteleri dışında da farklı üniversitelerin programlarına ve derslerine katılabilirler. Ancak bu durum, öğrencileri üniversite deneyiminin en keyifli ve aynı zamanda sosyal çevrelerini şekillendiren kampüs hayatından kısmen mahrum bırakabilmektedir. Londra üniversiteleri kampüs üniversiteleri değildir. Ayrıca Türkiye’den gelen öğrenciler, mevcut arkadaş çevreleriyle bağlarını Londra’da yoğun şekilde sürdürdükleri için farklı sosyal ve profesyonel ağlara dahil olma süreçleri gecikebilmektedir.
Bir diğer önemli nokta ise, Türkiye’nin aksine İngiltere’de üniversite tercihlerinin büyük ölçüde bölüm/program bazlı değerlendirilmesidir. Akademik başarı sıralamaları çoğu zaman üniversiteden ziyade bölüm üzerinden şekillenir. Bu nedenle şehir veya üniversite ismini dikkate almakla birlikte, seçilen bölüm, o bölümdeki akademik kadro ve sunulan imkânların önceliklendirilmesini tavsiye ediyoruz.
Kurum Tablosu: Lider Kings ve Queen Mary
134 farklı kurumda Türkiye adresli öğrenci var. Bu çok geniş bir dağılım. Ama dağılımın kendisi homojen değil: ilk on kurum toplam öğrencilerin yaklaşık üçte birini barındırıyor.
İlk 10 Kurum
Sıralamadaki Paradoks: Belirleyici Olan Prestij Değil, Erişilebirlik
Oxford’da 85, Cambridge’de 50, LSE’de 70, Imperial’de 160 Türkiye adresli öğrenci yer almakta. Buna karşılık Queen Mary’de 320, King’s’te 320, Westminster’de 260, Greenwich’te 210 öğrenci bulunmaktadır. En önemlisi, Türk öğrenci akışının orta-üst seviye Russell Group ve Londra merkezli post-92 üniversiteleri (1992’de üniversite statüsü kazanan, eski politeknik kökenli kurumlar) etrafında şekillenmesidir. Bu dağılımın arkasındaki en güçlü açıklayıcı değişken, kurumların Türkiye’den alınan devlet lise diplomasına nasıl yaklaştığıdır. Kabul kapısının dar ya da geniş olması, Türk öğrenci akışının nereye yöneleceğini büyük ölçüde belirlemektedir.
G5 Üniversiteleri`ne Erişim Sınırı
Bu çerçevede önce G5 üniversitelerine bakıldığında, Oxford, Cambridge, Imperial, LSE ve UCL’den oluşan, İngiltere’nin en araştırma yoğun ve seçici beşli grubu, listede ilk 10’a giren tek kurumun UCL olduğu görülmektedir. Oxford (26.), Cambridge (46.), Imperial (12.) ve LSE (36.) listede çok daha aşağılarda yer almaktadır. Bunun arkasındaki en kritik faktör, bu kurumların tek haneli kabul oranlarına ek olarak, başvuru kabul ettikleri eğitim sistemlerinin oldukça sınırlı olmasıdır. Bu üniversiteler, Türkiye’den alınan devlet lise diploması ile doğrudan başvuruya kapalı olup yalnızca A-Level, AP veya IB diplomalarına sahip öğrencileri değerlendirmeye almaktadırlar.
UCL’i diğer G5 kurumlarından ayıran temel yapı ise bir tür hazırlık okulu olarak nitelendirebileceğimiz UCL Foundation (UPC) programı aracılığıyla devlet lise diplomasından lisans eğitimine geçiş sağlayan bir kanalın varlığıdır. Bu erişim olanağı, UCL’i Türk öğrenciler için diğer G5 kurumlarına kıyasla görece daha ulaşılabilir kılmaktadır. UCL’in 2023-24 EDI Raporu’nagöre öğrenci dağılımı lisans %46, yüksek lisans %38, doktora %12 oranında olup, toplam öğrencilerin yaklaşık %53’ü uluslararası öğrencilerden oluşmaktadır. Bu profil, UCL’in lisans kademesinde foundation kanalının ne ölçüde belirleyici bir giriş kapısı haline geldiğini açıklamaktadır.
King’s ve Manchester: Foundation Üzerinden Açılan Kanal
Listede yer alan ve aynı zamanda dünya sıralamalarının ilk 100’ünde bulunan diğer iki kurum ise King’s College London ve University of Manchester. King’s, devlet lise diplomasını doğrudan kabul etmemekte; bu nedenle son yıllardaki Türk öğrenci sayısı artışının temel sebebi de foundation kontenjanlarının genişletilmesidir.
University of Manchester’da durum daha katmanlıdır. Manchester, devlet lise diploması sahiplerine iki kapı açmaktadır: onaylı özel okullar listesinde yer alan kurumlardan mezun olan öğrenciler doğrudan lisans kabulü için değerlendirmeye alınmakta; bu listede olmayan okullardan gelen ya da not ortalaması yetmeyen öğrenciler ise INTO Manchester ortaklığıyla yürütülen foundation programına yönlendirilmektedir. Bu yapı, Manchester’ı dünya sıralamasının ilk 50’sinde yer alan kurumlar arasında devlet lise diplomasıyla doğrudan girişe yol açan az sayıdaki üniversiteden biri haline getirmektedir.
Post-92 Üniversiteler: Esnek Kapı, Görece Uygun Ücret
Tablonun diğer ucunda ise post-92 üniversiteler yer almaktadır. Westminster, Greenwich, Kingston gibi kurumlar uluslararası alımda çok daha esnek bir yaklaşım benimsemekte; Türk öğrenciler doğrudan IELTS ve devlet lise diploması ve notlarıyla başvurabilmektedir. Listenin üst sıralarındaki yoğunluğun bir kısmı, bu açık kabul yapısının doğal sonucudur. Bunun yanında, ücretlendirme ve çok sayıda acente ile çalışılması bu kurumları çekici ve görünür kılan faktörlerdir.
Daha seçici olan Russell Group ortalaması sosyal bilimler programlarında £22.000-£28.000, STEM ve tıp programlarında ise £28.000-£50.000 bandında bulunmaktadır; Post-92 üniversitelerde ise uluslararası lisans ücreti tipik olarak yıllık £14.500-£20.000 aralığında seyretmektedir. Listenin üst sıralarındaki yoğunluğun bir kısmı, bu açık kabul yapısı, görece uygun ücretlendirme ve acenteler aracılığıyla yüksek görünürlülüğün doğal sonucudur
Erişilebilirlik sorunu, geç fark edildiğinde bir kısıt; erken fark edildiğinde önlenebilecek bir sorundur. Öğrencinin geleceği, kabul politikaları, acente görünürlüğü ya da pathway bulunurluğu gibi dış faktörler ile değil; daha ziyade, kendi hedefleri, akademik profiline uygun tercihler yapması ve yurt dışı eğitim sürecinin erken planlanmasıyla ilişkilidir.
Sanat ve Tasarımın Gizli Rolü
Listenin biraz aşağılarında ilginç bir küme yer almaktadır: University of the Arts London (170), AA School of Architecture (75), Istituto Marangoni (70), Royal College of Art (15). Yalnızca sanat ve mimarlık odaklı kurumlardaki Türk öğrenci sayısı, toplamın yaklaşık %5’ini oluşturmaktadır. Buna ek olarak, programlarının ağırlığı bu alanlarda olmasına rağmen teknik olarak sanat okulu sınıfında yer almayan kurumlar ile genel üniversitelerin sanat ve tasarım bölümleri de hesaba katıldığında, bu oran %10 düzeyine kadar yükselebilmektedir. Yani Türkiye’den İngiltere’ye giden her on öğrenciden biri sanat, tasarım veya mimarlık alanında eğitim görmektedir.
Sanat Öğrencileri İçin Neden Uzun Vadeli Planlama Şart?
Bu durumun aileler ve başvurmayı planlayan öğrenciler açısından önemi büyüktür. Sanat ve tasarım bölümlerine yerleşen İngiliz öğrenciler, üniversite öncesi süreçte iki yıl GCSE ve iki yıl A-Level olmak üzere toplam dört yıl boyunca yoğun sanat eğitimi almakta ve bölümlerine yüksek düzeyde bir hazırlıkla başlamaktadır. Türkiye’de yalnızca hobi düzeyinde sürdürülen sanat eğitimi ise hem başvuru sürecinde hem de bölüm içi akademik performansta ciddi zorluklar doğurabilmektedir. Bu nedenle sanat ve tasarım hedefleyen öğrenciler için de tıpkı sosyal bilimler ve fen bilimlerinde olduğu gibi uzun vadeli planlama, hem kabul sürecindeki rekabet gücünü hem de sonrasındaki akademik başarıyı belirleyici biçimde etkilemektedir.
Sonuç: İki Pencereden Birden Bakmak
Yukarıda ele aldığımız tabloyu iki farklı pencereden okumak gerekmekte.Talep tarafından bakıldığında, Türkiye adresli öğrencilerin büyük çoğunluğu (%93) Birleşik Krallık genelinde İngiltere’de, İngiltere içinde ise Londra ve çevresindeki güney bölgelerinde yoğunlaşmaktadır. Bu yoğunlaşmanın arkasında Türkiye’den Londra’ya ulaşımın kolaylığı, en prestijli kurumların önemli bir kısmının Londra’da bulunması, küresel bir finans ve teknoloji merkezi olarak Londra’nın sunduğu kariyer olanakları ve kültürel çeşitlilik gibi faktörler yer almaktadır.
Arz tarafından bakıldığında ise aynı tabloyu kurumların Türk öğrencilere hangi koşullarda kapı açtığı belirlemektedir. G5 üniversitelerinden yalnızca UCL’in ilk 10’da yer almasının arkasında devlet lise diploması ile doğrudan başvuruya kapalı bir kabul yapısı bulunmaktadır. Öte yandan, UCL, King’s ve Manchester gibi kurumlar foundation kanalları ya da onaylı okul listeleriyle kısmen bir kanal açmaktadır.
Listenin üst sıralarındaki Westminster, Greenwich, Kingston gibi post-92 üniversiteler hem esnek kabul kriterleri hem de görece uygun ücretlendirmeleriyle öne çıkmakta; sanat ve tasarım alanları ise listenin görünmez bir bölümünü oluşturarak Türk öğrencilerin yaklaşık %10’unu kendisine çekmektedir.
Bu iki pencere bir araya getirildiğinde ortaya çıkan resim nettir: Türk öğrencilerin İngiltere’deki dağılımı ne salt bir tercih haritası ne de salt bir erişilebilirlik kısıtı tablosudur. Talep tarafının görünür motivasyonlarıyla arz tarafının çoğu zaman görünmeyen yapısal kurallarının kesişiminde şekillenen bir sonuçtur. Bir aday öğrenci ve dolayısıyla aile için doğru karar, bu iki pencereyi birlikte gören; öğrencinin hedefleri ile mevcut akademik profilini her iki yapı içinde stratejik biçimde konumlandıran erken planlamayla mümkün olmaktadır.
Aşağıda, HESA 2024/25 verisine göre Türk öğrencilerin İngiltere’deki kurumsal dağılımının tamamı yer almaktadır.
Not: Kısmî zamanlı (part-time) toplam 205 öğrenci, tam zamanlı öğrenci gibi sayılmıştır.




